Distopik bir film ile karşınızdayım. Ben, Yedinci Hayat filmini sinemada izlemiştim ve izlemeden önce senaryosu fazlasıyla ilgimi çektiği için çok hevesliydim. İzledikten sonra salondan mutlu ayrıldım mı evet ayrıldım ama konunun hakkını tam olarak verebildiklerini hiç düşünmüyorum.
Filmin konusundan bahsedeyim biraz. Filmde; nüfusun çok artması, sahip olunan kaynakların artık insanlara yeterli olmayacağının anlaşılması sebebiyle yeni bir yasa getiriliyor. Bu yasa ile aileler artık yalnızca birer çocuk sahibi olabiliyorlar. Eğer bu kurala uymazlarsa çocuklar devlet tarafından ellerinden alınıyor. Tam da böyle bir yasanın olduğu bir yerde yediz çocuk sahibi olan bir kadın düşünün. Bu talihsiz ( demek çok uygun olur) kadın, çocukları dünyaya getirirken hayatını kaybediyor ve yedi kız kardeş dedeleriyle baş başa kalıyor.
Birbirlerine fiziksel olarak tıpa tıp benzedikleri için dedelerinin planıyla küçük yaştan itibaren devletten korunmak için aynı kişi gibi yetiştiriliyorlar ve bunun için eğitiliyorlar. Hepsi haftanın yedi günü tek tek dışarı aynı kişi olarak çıkıyor ve hayatlarını böyle sürdürüyorlar ta ki aralarından biri kaybolana kadar.
Açıkçası filmin fazla uzatıldığı ve gereksiz yere senaryoyu harcadıkları düşüncesindeyim. Bu senaryoyla daha iddialı ve adından söz ettiren bir film ortaya çıkabilirdi. İzlerken hiç sıkılmadım ama sonlara doğru hadi artık bağlayın bir yere dediğim oldu. Senaryonun hatırına ben izlemenizi öneririm. İzleyeceklere şimdiden iyi seyirler.

Bunu da oku >  [Gurur tablosu] Türk yapımı Oscar adayı Kalandar Soğuğu filmi