Açıkça konuşmak gerekirse çokta korkulacak bir mekan değildi. Silent hill gibi birşey beklemiştim oysaki. Gidenlerden duyduklarımız, bizim beklentimizi biraz fazla evereste tırmandırınca o everestten aşağı atladık gibi birşey oldu. Ortamın karanlığı biraz fazla olabilirdi. Zira kamera ışıkları ortamı baya aydınlatıyor.

Cesaret timsali gibi odalarda geçişlerde kendimi kullandırttım sayın okur. “Sen geç, yok ben ilk girmem” falan fistan muhabbetleri atraksiyonlu işlerde pek bir sıkar insanı. Bende direk odalara dalıyorum. Beni sakinleştiren tek şeyin o odalarda bana temas edecek bir insanın olmamasıdır. Ortamda ip atlayan küçük kızlar beklemiştim ama o da olmadı.  Çığlık maskeli adam “hööeeh” diye bağırıp, kontraplak tarzı duvarlara vurup oteki odalara geçiyordu. Heyecanı ve gerginliği ikinci kapıda bırakmıştım bende. Artık sıra  beyni çalıştırıp bişeyler çözmeye gelmişti.

Oyunla ilgili en ufak bir bilgi bile spoiler gibi sayın okur. Oyun ile ilgili hiçbirşey bilmeden oyuna girmek daha zevkli. Korkuyu da anca öyle yaşayabiliyorsun zaten. Neyse işte sayın okur. Böyle bir delilik yaptık ama levelin 99’larda falan olacağını düşünürken level 25 çıkması biraz hayal kırıklığıydı. Bu işin en iyi yanı oyuna başladığını farketmiyorsun. Mesela biz katları çıktık çıktık mekanın bulunduğu yere geldiğimizde aslında oyuna başlamışız. Işıklar söndü. Birkaç ipucu alarak son odada zamanımızın bittiğini farkettik. Bu da böyle bir anı oldu bizim için.

Bunu da oku >  Tatil sona erdi ve ben hiçbirşey yapamadım

Ama bitmedi. Bu sefer levelin 99 olacağına inandığımız Kriptoloji Antalya korku evine gideceğiz. İzlediğim videolara göre olay bir deliler hastanesinde geçecek. Yarın bu aktivitede korkmayı planlıyorum.

Hortlock’ın sempatik patronlarına teşekkür ederiz. Mayısta sizinle tekrar görüşeceğiz. Bu sefer ben korkmak istiyorum ama…