Blogculuk

[MİM Cevap] Sol kroşe gibi bir MİM geldi. #Pinquitte

Valla billa bu yazı benim için çok zor. Hayatımdan çok kişi geldi geçti fakat unutamadıklarım olduğu kadar unutmak için alzaymer olmayı beklediğim insanlar da azımsanacak kadar değiller. Bana da şutlanan MİM konusu şu; Uzun zamandır görüşmediğiniz ama ne senin aradığın, ne de onun seni aradığı gibisinden durumlarınız varsa hemmen telefona koşup hal hatır sormak. Duygusal ve nefretizm açısından bana ağır geleceği için bu insanları elbette aramayacağım. Nedenlerini aşağıda…

Pinquitte hanım bacımızın MİM sorularına cevap vermek isterim. Sorular iki kişi olarak cevaplanacak. Sorulara tam kapasite cevaplar veremeyeceğimi belirteyim.

Kim bu insan?
Cevap: Bu insan belki de hayatımdaki kilit nokta. O öldüğünde huzura erecekmişim gibi hissediyorum. Benim şuan bu halde olmamaı sağlayan yegane yaratık. Olmasaydı, olmazdım diyerek bu soruya cevabı kısa keseyim. Anlayan anlar belki.

Kim bu insan?
Cevap: Bu insan “umutlanmak” kelimesini sözcük dağarcığımdan söküp atan insandır. Ah ah hala içim yanıyor. İsmi cismi, Facebook’u, Instagram’ı, falanı filanı hala elimin altında ama düzenin değiştiği günden beridir elimi ayağımı çektim. Evli mutlu çocuksuz…

Neden ilk bu kişi geldi aklına, hayatında nasıl bir yere sahip?
Cevap: Çocukluk ve ergenlik dönemlerimi geçirdiğim insandı. Kah güldük kah ağladık ama onunla yaşamaya elverişli bir ortamımız hiç olmadı. Herşey yalandı. Soğuktu herşey.

Neden ilk bu kişi geldi aklına, hayatında nasıl bir yere sahip?
Cevap: Unutmak benim için zor bir eylemdir. Hele ki çok sevdiysen.

Onunla geçmiş olan, anlatmak istediğin bi anı var mı?
Cevap: Anılar zaten beni mahveden. Bu anıları yazsam hostun GB’ları biter. Sanki ölse, kot pantolonu çıkarmış pijamamı giymiş gibi hissedeceğim. O kadar yani

Onunla geçmiş olan, anlatmak istediğin bi anı var mı?
Cevap: Olmaz mı? Mekanın birinde ellerimi tutup ağladığı, bir de mekandan sonra eve giderken apartmanın dibine kustuğu günü aklımdan çıkaramıyorum. Ha bir de sevdiğin birinin dizinde uyuması fiuuuu!!! Manyak birşey.

Telefon konuşması/ziyaret nasıl geçti? Neler yapıyormuş? İyi miymiş bakalım?
Cevap: Bu kişiyle bırak telefon görüşmesini, aynı coğrafyayı paylaştığımıza bile kızıyorum.

Telefon konuşması/ziyaret nasıl geçti? Neler yapıyormuş? İyi miymiş bakalım?
Cevap: Onunla en son konuştuğumda bulunduğu dağ kasabasının adresini istemiştim. Canı sıkılmasın diye puzzle göndermiştim. Çikolata falan.

Zoraki bir konuşma mı oldu? “Lanet gitsin böyle mime!” mi, yoksa “İyi ki aramışım be!
Cevap: Bu kişiyle konuşsaydım muhtemelen o ağlardı, ümitsiz vakanın teki.

Tanrı Pinquitte’den razı olsun! Tütütütü maşallah, kesesine bin bereket!” mi dedin?
Cevap: “Gözümde canlanır koskoca mazi” şarkısını açtım dinliyorum. Hatırlatmayaydın iyiydi ama içimi döktüm az biraz.

İkili cevaplardaki ilk cevaplanan kişinin kim olduğunu bilemediyseniz hiç zorlamayın. Adam olmadığını bilin yeter.

Şimdiiiiiiiii…

Bu kalbi kadar temiz MİM’i bana… Lise mi lan burası? Öhöm. BaĞzı kahrolası durumlardan hepimiz geçiyoruz ama benim yaşım 30 oldu abicim. BaĞzı şeyler benim için artık çok ağır sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Onun için bir “alo” bile diyemeyeceğim/demeyeceğim insanlar çok fazla etrafımda. Yukarıda yazdığım gibi, anlatsam roman olur modunda bir hayat geçiriyorum. Şu an tuzum kuru ve aklımda başka şeyler olsun diye korku evlerine gidip kendimi germeye başladım. Tabi bu sonrasının konusu…

Bu arada konuşamadığım ve konuşmak istemediğim kişilerle aynı şehirde değiliz.  İyiki de değiliz. Zira cinayet çıkabilirdi.

Pinquitte, şutladığın MİM için teşekkür ederim. İçimi döktüm rahatladım az da olsa. Şimdi bu şarkıyı dinliyorum. Tabi Ayşegül Aldinç daha güzel söylüyor ama Aydilge de güzel söylemiş.

Şimdi bu MİM’i birilerine göndermek isterdim ama iplenmeme gibi durumlar olabiliyor. Onun için bu MİM’e cevap vermek isteyen olursa zevkle gelir okurum. Belki bir umut Samanpan Garcia Beyefendi yazıya cevap verme bigi bir lütufta bulunur. Hadi yazı bitti kaybolun.

Yorum bırak

2 yorum