Selam sayın okur. Bir süredir kendimle ilgili birşeyler yazmıyordum. Nedenini başlık açıklıyor biraz. Durum sadece bundan ibaret fakat sır olarak benimle mezara gidecek bir sürü konu var ve ben bunları açıklayamıyorum. Yüzeysel yazmaya gayret edeyim.

İnternette 30 yaş bunalımı konularına baktığımda bu durumun başını çekenin gelecek kaygısı olduğunu gördüm. Evet bu doğru bir saptama, gelecekle ilgili bir planım yok ve geleceğin bana ne getireceğini bilmiyorum. Getirdiği şeyin beni mutlu edeceğini de bilmiyorum. Kocaman bir ‘bilmiyorum’ un içinde kayboldum gittim anasını satim. Bakalım neler göreceğiz. Şimdi kendime sorular sorup sıkıntılardan kurtulacağım. Sanki terapiymiş gibi olacak.

Sıkıntılarımın kaynağı parasızlık mı?

Parasal konularda illa ki herkes gibi sıkıntı yaşıyorum ama yine de geçinebiliyorum. Faturalar, kartlar, krediler beni henüz yıldıramadı. Kazancım yerinde ve istediğim herşeyi satın alabiliyorum. Bu durumda benim bunalımım parasal konularda değil. Biraz daha derinlere inmek gerekiyor sanırım. Kendi kendimle konuşup, sorunun kaynağını bulmaya çalışayım.

Bu durumda düşünüyorum, ben ne istiyorum?

Ben istiyorum ki sevdiklerim uzağa gitmesin. Türkiye’de yaşıyorum, giden arkadaşlarım Mars’ta koloni kurmaya gitmedikler ki yüzlerini bir daha göremeyeyim? Dimi sayın okur? Atlarsın uçağına otobüsüne gider hasret giderirsin, bu kadar basit.

Sevilmemek?

Ne demiş Yıldız abla? “Sende sev ama sevilme” Bunu bana yazmışta beddua tutmuş gibi sanki. Evet benim derdim sevilmemek olabilir ve herkes herkesi sevmek zorunda değildir. Bu bir paradoks ise allah onun evine ateşler salsın. İşin içinden çıkamama durumunu oluşturuyor. Peki ne yapmalıyız da sevilmeliyiz? Bakın sayın okur buna aşk olarak bakmayın. Yavru bir kedi gördüğünüzde hissiyatınız neyse bunu bir insana hissedebilir misiniz? Vefanın cehenneme gittiği bu günlerde bakalım hayat bize daha neler gösterecek.

Bak bak üst paragrafın son cümlesi birşeyleri ateşliyor gibi

Sorunum bu olabilir mi ki sayın okur? Ortam dışı arayıp sormayan kişilere vefasız diyebilir miyiz? Ya da şöyle diyeyim, aranmak zorundamıyız? Sanırım bu da benim sorunuma ışık tutamadı. Aranmak için çok çirkin olabiliriz ya da yukarılarda yazdığım gibi sevilmiyoruz demektir. Bunu da geçelim.

Kuruntu mu yapıyorum? Dikkat çekmeye mi çalışıyorum?

Son 2 haftadır arkadaşlarıma zorla farkettirdiğim bunalım durumu onların hiçte pipisinde değilmiş gibiydi. Oturup konuşalım diyen yok, neyin var diyen yok. Hiçkimse senin derdine ortak olmak istemiyor. Derdi tasası olmayan bir insanmışım gibi yıllardır aynı yerde çalıştığım kişilerden bile bir hareket görmedim. Hergün görüştüğüm insan bile sıradan davranıyor. İnsanın “Arkadaşlık bu mudur?” diye tekme tokat dalası geliyor. Sonra dalacan da ne olacak diyorum, kimsenin pipisinde olmayınca…

Ben sanırım…

Arkadaşlığı ve dostluğu yaşayamıyorum. İnsanların beni ilk tanıdığı günkü gibi olmam elbette beklenemez. İnsandır bu, fizyolojisi illa ki değişecektir. Hımm. Söylenmemesi gereken şeyleri herşeyin iyi olduğu bir zamanda söyler misiniz sayın okur? Mesela, ortama gittiniz herşey güllük gülistanlık. Eğleniyorsunuz falan. Karşındaki sana birşey diyor ve sen sert bir şekilde “çokta pipimde” diyorsun. Ortam bozulmuyor ama kimse gülüp eğlenmiyor. Durup dururken antipatik gözükmez bir insan dimi? Olayın öncesine gidelim ve yaşanmış bir konuyu irdeleyelim.

Arkadaşlarımı çok seviyorum. Hepsinin yeri ayrı değil, aynı kefedeler demek isterdim ama bir tanesini daha çok seviyorum. Birgün buluşup biyerlere gidelim diye konuşmuştuk. Saat geldi, ben olmam gereken yere o çok sevdiğim arkadaşımla geldim. Diğer arkadaşta evinden çıkıp beklediğimizyere 5 dk’ya gelebilecek bir yerde oturuyor. Neyse biz bekliyoz, bekliyoz. Aradım nerdesin diye geliyom diyor. Sonrasında aradı ve bir zamanlar xx bir parkta  oturduğumuz yerdeyiz dedim. O da diğer takıldığımız parka gitmiş. Oturduğumuz yerin neresi olduğunu söyledim ama o başka bir yere gitti.

Sonrasında üçyüz metre kadar yürüyecekken sevdiğim arkadaşımın yüzü düştü. Yürümeyi pek sevmezdi. Diğer arkadaşta her zaman takıldığımız havulu yolun orayı anladığı için oraya gitmiş fakat olmamız gereken noktada değil, yolun ağzında bekliyor. Sanki nerde olduğumuzu anlatamayan kişi benmişim gibi yansıtılınca bütün gece triplendim. Evet, o “çokta pipimde” diyen kişi benim. Yukarıda yazdıklarım size ışık olsun, burada kim haklı? Nerede olduğumuzun adını veren ben mi? yanlış anlayan diğer arkadaş mı? Ayrıca yanımda sevdiğim arkadaşımda bana “sende iletişim bozukluğu var” diyor. Bende koptu gitti zaten birşeyler. Sonrasında yine iyileştik ama bazı şeylerin açığa çıkması bazı çok sevdiğim arkadaşların bana tavır almasına sebep oldu.

Bunu da oku >  Biz bir b*k daha yiyoruz! Clues Antalya Korku Evi

Kız muhabbeti, düşüncelerin arkadaşlarda işe yaramama durumu

Ben kişisel olarak bir kızla görüşeceğime inanmıyorum. Eğer olursa kaderde varmış deyip geçiştiririm ama uğraşmam artık. Neyse sayın okur olaya girişeyim ben. Şimdi o çok sevdiğim arkadaşım bir kızla beraber olmak istiyor. Bizler de o kızın zamanında kaç kişiyle çıktığını biliyoruz çünkü görebiliyoruz. Onla çıkmış bunla çıkmış bizi ilgilendirmez fakat “bunca kişiyle çıkmış ayrılmış sende ne bulmuş” dediğimizde henüz ortada birşey olmadığını söylüyor. Kız buna “abi” diyor, bizimkiside “o bana abi diyor olmaz bu iş” diyor.  Olayın saçmalığına bakar mısınız? Şöyle de birşey var, bizimkisi kıza ilgili olduğunu hissettiriyor. Adam akıllı çekip konuşamıyor çünkü o g*t yok sayın okur.

Yetişkin insanlarda böyle kouların artık tarihe karışması gerek miyor mu? Medeni cesaret çok önemli. Konuya döneyim. Sonrasında biz baya bir konuştuk ettik arkadaş ortamında. Yanımızda bir kız daha vardı. Bir kız, bir erkeğin düşüncelerinden daha iyi düşüncelere sahiptir, çünkü o bir kızdır ve kızların halinden anlıyordur. Olayın ilginç tarafı kızla benim söylediklerim arasında neredeyse fark yok. Birbirimizi onaylıyoruz sürekli. Sonra bizim haklı olduğumuz yavaştan ortaya çıkarken bu bana sesini yükseltmeye başladı. Kısaca “sanane” der gibiydi. Kıza laf yok ama, neden çünkü o diğer kızla konuşmuş biraz. Diğer kişilerle neden ayrıldınız  konularına girmişler. Hepsi uçkur peşindeymiş. Bir tanesiyle hiç uçkur konusu olmamış ama yine de ayrılmışlar. Aynı konuları bizim oğlanla da konuşmuş bu kız. Sonrasında bir iki soru sordum, Uçkur muhabbeti yapmayan kişiyle neden ayrılmış? Bunu sordun mu? dediğimde “ne bileyim şafak” diyor. Haydaaaa!! Hani konuşmuştun. Bir kızla uçkur muhabbeti yapabiliyorsun ama neden ayrıldığını soramıyorsun ya da aklına gelmiyor. Neyse. Ben neler yazıyorum ya! galiba benim suçum bu sayın okur. Şimdi bu arkadaşımla aramız soğuk. Bir şarkı var “adımla seslendi nasıl ağrıma gitti” diyor. Bana hiç ismimle hitap etmezdi. Sana tripli bir insan isminle hitap eder. Koydu mu bu bana? Evet koydu. Benim düşüncelerimin arkadaşlarda geçerli olmadığını farkettirdi bana. Yarın öbürgün yine iyi olacağız, yicez içecez ama bu muhabbetlerin döneceğine inanmıyorum. Çünkü bende duymak istediği şeyleri duymayacak. Olsun, aynı ortamda yine gülüp eğleneceğiz.

Yazı gereğinden fazla oldu ama…

Yazmam gereken o kadar çok var ki! İnsanların, olmanızı istediği gibi olmayın sayın okur. İçinizdekileri dışınıza çıkarın. Söyleyemedikleriniz sizi iyice pısırık yapar. Aman o üzülmesin aman bana bişey demesin diye susa susa bu hale gelmedik mi zaten? Herkes seni tanıdığı ilk gün gibi sevmiyor, yıllar geçiyor insanlar değişiyor ve kimse kimsenin pipisinde olmuyor. O yüzden düşüncelerini önemsemeyen insanlarla dostluk kurmayın, merhabalık takılın. Çünkü gözünde değeriniz o kadar.

Diyorum ama yine de bazı şeyleri aşamıyorum

Arkadaşlarım üzülmesin diye yine susacağım, yine susacağım. Çünkü onlarsız hayat çok fena. Olmuyor yani illa ki kocaman sarılasın geliyor. Bu da beni pısırık birisi yapar. Ben en yakınlarımı arkadaş yapmadım şu zamana kadar, en yakınımdaki kişiler hep dostumdu. Öyle de kalacaklar.

Dertliydim

Yukarıdaki konular o kadar canımı acıtmıştı ki devayı alkol ve sigarada aradım. Günde bir paket sigarayı üç şişe tuborgu içmeden uyuyamıyordum. Kalp çarpıntıları, mide bulanmaları, sürekli bir yorgunluk hali almıştı. Ulan bir insan sevimli kedi videosunda ağlar mı? Bebeğini öpen bir insandan nasıl bir şey çıkarıyorsunda gözlerin doluyor? Değişik değişik duygular içerisindeydim. Zaten şarkılar da var olayın içinde. Aşırı, çok sert bir duygusal yapım var. Bağlandım mı kopamıyorum karşı taraf kopsa bile. Balık burçlarının salak bir özelliği olsa gerek.  Son üç gündür bazı şeyleri aşabildim. Sigara alkol almadım son üç günde. Uykularım düzene giriyor yavaştan. Verdiğim kiloları geri alıyorum falan. Düzeliyorum işte…

Sanki sorunlarım gidiyor gibi şuan. Ben 30 yaş bunalımı yaşamıyormuşum gibi şuan. Tek derdim dostsuz kalmakmış. Derdimin ne para ne pul olmadığını biliyorum. Aşkta bana göre değilmiş. İki dostun olsa dünyayı karşına alabiliyormuşsun. Aç kalın ama dostsuz kalmayın. Yazı bitti git şimdi sende.