Kişisel

Bugün kendimi donanımhaber ölücüsü gibi hissettim

1

Sanırım artık ayda bir yazı yazacağım. Başka projelere giriştim ve muhtemelen 2 kuruş kazandırmadan ya kapatacağım ya da süreleri bitene kadar devam edecekler. Belki de satarım, bilemiyorum şuan için ama domain isimleri iş yapacak cinsten. Üşengeçliğime gelirse hiçbir işe yaramayacaklar. Muhtemelen batırıcam 🙂

Şuan bu yazıyı neden yazıyorum düşüncesi var kafamda. Yani yazsam ne olacak yazmasam ne olacak diyorum. Bunun sebebi muhtemelen sık yazmamak. Neyse ya uzatmayayım bu yazıyı konuya geçeyim.

Mesai bitti tramvayla eve gelmeye çalışıyorum. (Bisikleti iki gündür kullanamıyorum çünkü yağmur yağıyor) Telefona dalmışım ineceğim durağı son saniye fark edip çıkabildim tramvaydan. Karşımda express market var (Kipa). “Ben bi anamı arayayım belki bi şeyler lazımdır” diye düşünüyorum. Aradım, bla bla bla.  Teneke yağ, makarna, konsantre yumuşatıcı istiyor.

Teneke yağ kalmamış, üç paket makarna aldım yöneldim deterjan reyonuna. İstediği konsantre yumuşatıcının sensitive çeşidinden kalmış fiyat 12,50. Oha fiyata bak diyorum içimden. Tam alıyordum ki bir yan sıradaki fiyat dikkatimi çekti.  Aynı markanın farklı çeşitleri 5,45 olmuş. Herhalde bunlar konsantre değil derken üzerindeki o ibareyi gördüm.Konsantre!

Senin daşşanı yiyim yumuşatıcı gibisinden söylemler kafamdan aktı gitti. Tekrar annemi aradım. Açıkladım böyle böyle olmuş diyorum kadın anlamıyor konsantre değildir o diyor. Yine bla bla falan konuşmalar devam ediyor. Çalışana sordum fiyatını doğrumu diye. Doğru fiyatmış, ürün mağazada bir daha satılmayacakmış, stokları eritiyorlarmış.

Annemi, yumuşatıcının konsantre olduğuna ikna ettim ve o an annemin içinden yumuşatıcı ejderyasının yükseldiğini hissettim. Bu fiyata bunu zor buluruz alabildiğin kadar al annem cümlesi şuan çektiğim kol ağrılarından sorumludur sayın okur. Gözüm dönmüş bir şekilde reyondaki bütün çeşitleri sepete doldurmaya çalışıyorum. Şemsiye var elimde nereye sokacağımı bilemedim. İstenmeyen tüy muamelesi yaptım şemsiyeye. Resmen üvey evlada dönüştü.

G*t kadar el sepetine sığdıramadım hepsini. Sepeti doldurdum kasaya yöneldim, arkama baka baka ilerliyorum biri alacak diye çok korktum lan. Beş tane daha kapıp tekrar kasaya geldim. Devamı olsa onları da alıcam sanki herkülüz anasını satim nasıl taşıyacaktım? İçim sızladı ben bunları nasıl götürürüm diye yırtınıyorum. Yaklaşık 16 kilo malzemeyle 1 km yol yürümek iş yorgunluğumun üzerine cila gibi oldu.

Donanım haber ölücüsü böyle olunmuyor galiba ya.  Onların bu kadar yorulmuş olacağını düşünmüyorum. Yeminlen kollarım kopacak gibi, bu kadar ağır malzemeyi dinlene dinlene taşımak varken niye böyle bir b*k yedim bilmiyorum sayın okur. Ev Bitlis’te sanki git git bitmiyor. Bu da böyle bir anı olarak hafızalara kazındı.

 

1

About the author

Şafak Çalışkan

Bisiklet sürmeyi, Wordpress'i, teknolojiyi seven 32 yaşında bir tipim.

Yorum bırak

*

2 yorum